Her dönüşünde kapıyı açmamdan ve her gidişinde anlar gibi susmalarımdan...
"Gidenler değil, kalanlar terk edecek"
'Öykü böyle başlamıştı....'
Öyle de oldu!
"Dudaklarında Ege’nin tuzu, gözlerinde beş yaşının hayalleri... Küçük kız özlemek söylenmediğinde anlamlı...
Sanırım yazarak değil, sesine dokunarak anlatmalıyım yüreğimdekileri." GhD
Evet, tam da böyle yapmalıydın!
- Beni tanımadın…(?)
- Tanımadım!
- Tanımadım!
değil,
yalnızca - 'hazırlıksız yakanlandım' !
Ne zaman sana ait söz dizimleriyle karşılaşsam yazdıklarını değil, yüreğini okuyorum, an an.. Şimdiyse.. o şiiri okurken, yüreğinin sesini duyumsadım, yeniden, kulaklarımda; öfkesi dinmeyen bir lodos akşamını kilometrelerce öteden büyüleyen... Hiç görmedim/n belki, ama, omzumda hep bir ıslaklık kaldı senin küflü yalnızlığa bulanmış düş bozumu hüzünlerinden! Orada olabilseydim, her şey ‘bir gece öncesine gidebilseydi’, dediğin gibi; bir kahve tutamına, elma kokulu gerçek düşlere yelken açabilirdik!
(Açabilir miyiz hâlâ?)
"Senin herşeye cevabın var, senin herşeye cevabın olacak... Senin herşeye artık sabrın da var, zamanın da..."
Haklısın galiba..
Bak yine..
Burada da :o)
(Çünkü çalan o telefonları (hiç) meşgule vermedim)
"...'Burada uyuyabilir miyim?',
diye sordu.
Mecburen kabullenen bir anne edasıyla,
"Peki",
dedim. ..." ÖcG
Bu akşam, Bodrum'da olmayı en çok sevdiğim yerde olacağım.
Deniz gözlerimde olacak, rüzgâr sırtımda ve dolunay dolacak kadehime...
Saat tam 20:30'da iskeleye doğru yürüyeceğim...
İşte o zaman ara! Sadece 'selâm' diyeceğim, sonra mikrofon senin!
Sen: 'Anlat bakalım ÖzgeCân'! diyene kadar sadece dinleyeceğim...
#55
0 yorum:
Yorum Gönder