Potkal Yazıları
Potkal Ada’m…
Denizi üstüne örtsem, yine de üşürsün sen çocuk...
Bütün yitik sevgililer gibi yanıtsız, zamansız, kararsız.
Yine de yobaz ve hoyrat sevdalara razı!
Seni ve hayatını ne kadar az tanıdığımı düşündüm az önce,
boynumda ipeksi bir dokunuş ve umutlarım Şiva’nın gözlerinde...
Pazartesileri sevmezsin sen,
sıcak şarabı da;
tekil soluyorsun nicedir sessiz isyanlarını...
Hepsi bu değil!
Birçoğu için belki bir isim sadece; GhD!
Ama ben, o ismi olabildiğince iyi öğrenmeye,
tanımaya,
aklımın ve kalbimin en değerli yerlerinde tutmaya;
sesini suskunluklarında duymaya,
ayrıştırmaya,
söylediklerini ya da hissettiklerini
olduğu gibi anlamaya çalışıyorum.
Çoğu zaman zorlanıyorum ama!
Yoruluyorum nabız atışlarını tutamamaktan.
Anlatamıyorum.
Ne zaman ellerine uzanmak istesem,
parmakların karıncalanıyor;
akan bir su gibi dolmaya yeltensem gözlerine,
bakışların dağılıyor...
Yalnızca zaman değil geçici olan.
Özgürlükler geçicidir balığım,
mutluluklar geçicidir,
acılar geçicidir,
öfkeler geçicidir.
Kavuşmalar ve ayrılıklar,
sarsıntılar da zaferler gibi geçicidir.
Kalıcı olan;
bir hayat dolusunu paylaşabilmek,
bir yürek dolusu inanmak,
değer vermek birine kendin gibi.
Demlediğin poşet çaylar kadar seviyor(d)um seni.
Bizimle kal(abilseydik keşke)...
ÖzgeCân

0 yorum:
Yorum Gönder