Cumartesi, Eylül 17, 2011 | By: ÖcG

Potkal Yazıları XI- Il y'a trop de Gens qui t'Aiment*

Potkal Yazıları

-XI-

Il y a Trop de Gens Qui t’Aiment*
ya da
Son Sahne Oynanmadan

Seni yollarca, şehirlerce, insanlarca uzağından sevdim. Seni kelimelerince, yüreğimce yakınımdan sevdim. Seni, dünya üzerinde sanki ilk kez benim için yazdığın o şiirlerce sevdim. Seni hafif esrik buğulu sesince, mavi bakan masum ve derin gözlerince sevdim. Seni umutsuz, beklentisiz, hayallerce sevdim, hep uzağından. Seni kendimden bile saklarcasına sevdim bunca zaman…

Beklersen gelmez”, dedi falcı kadın.
Beklemekten vazgeçtiğimde geldi(n).
Sonuç?”, diye sorar gibisin(iz), biliyorum. Sonuç?
Arabın derdi,” diyorum, "kırmızı pabuç"!

Sana, ölüm öncesi sarılmaya… hayattan üç-beş nefes çalabilmek için akrebi yelkovanla bağlamaya gelmiştim sıkı sıkı; üşüyen bedenime sarılman için değil, ayaza dönük yüreğimi azat etmen için gelmiştim iç cehennemime. Sen kedileri beslemek için balıklar biriktirirken peçete aralarına, üşümüş parmaklarımın arasında kalın bir kalem, bir şiir kitabının arkasına karaladım içime peydahlanan hemen her şeyi. Okumayacağını söylediğin için yazıyorum, sevmeyeceğini bildiğim için gidiyor olduğum gibi. Eğer bir ‘son an’sa boğaza karşı, çiçekli bir kapı ağzından varlığını almadan kaçan, bir balık sürrealizminin eşiğinde yavaş yavaş yok olan… Bu, seni sana söyleyemeyecek kadar çok sevdiğimdendi(r). İyi ki anlamadın! Senin bir suçun yok(tu) zoraki susuşlarımda, ‘yılların yorgunluğu’ ya da ‘mecburi istikamet’ diyelim adına. “Aksi ispat edilene kadar vazgeçişimsin!”, yazdım başucu kâğıtlarıma; her ihtimale karşı kurşunkalem vardı parmaklarımın arasında!

Kulaklarıma Fransızca bağırıyordu şarkısını, vedanın serzeniş dolu suskun çığlığı; “İstamboul”, diyordu adını öğrenemediğim(iz) bir boğuk ses, sen dokuz telefon sesine uyanamazken… Sisli bir sabaha uyandı İstanbul, ben nemli gözlerle… Bu sabah aynaya bakmadım, baksam seni orada bulmaktan korktum; seni ait olduğun çizginin gerisinde bırakamamış olmaktan! Senin gözlerine dolacağım bir zaman dilimi yok, söylemesen de ben anladım; bu yüzden ikimizden de vazgeçiyorum. Tüm sebeplerden, bahanelerden ve ‘belki’lerden… “Keşke”lerim yok. Korkmaktan vazgeçiyorum seni kaybetmekten.

O kadar çok gecikmişim ki… erken kalmaktan korktum, korkuyorum! Ellerimi istediğim gibi tutmandan bile korkuyorum avuçlarımdan bir kuşun su içmesini beklerken…

Ne kendine, ne bana.. kızma! Sana kırgın ya da kızgın olduğum için değil, kendimle uzlaşamadığım için gidiyorum. Her şeye rağmen, sana rağmen.. gidiyorum. Yıllar sonra, bulmak istediğim gibi bir sahnede başrolde olduğun için.. tüm oyunu bozduğun için. Son sahne oynanmadan

* Seni seven çok insan var – Hélène Ségara’nın bir şarkısının ismi.


Je te regarde parler avec les gens
Tu me sembles si léger même transparent
J'regarde passer les jours, la vie en me disant
Je n'cherche pas l'amour, je m'y attends
J'te regarde t'amuser et je fais semblant
Mais je n'peux pas t'empêcher d'être un enfant
Toi tu fais de grands gestes, tu as l'air si content
Tu vois des fois j'déteste ce que je ressens
Il y a trop de gens qui t'aiment
Et tu ne me vois pas
Je ne sortirai pas indemne
De cet amour avec toi
Il y a trop de gens qui t'aiment
Qui tournent autour de toi
Tous les mots d'amour
Que je sème tu ne les entends pas
J'me sens si loin de toi à des moments
Je n'voudrais pas qu'tu crois que je t'attends
J'me force à espérer, mais je me mens
Alors je te regarde t'éloigner tout doucement
Il y a trop de gens qui t'aiment
Et tu ne me vois pas
Je ne sortirai pas indemne
De cet amour avec toi
Il y a trop de gens qui t'aiment
Qui tournent autour de toi
Et moi évidemment,
Je t'aime à mes dépends
Il y a trop de gens qui t'aiment
Et tu ne me vois pas
Je ne sortirai pas indemne
D'cet amour avec toi
Il y a trop de gens qui t'aiment
Et tu ne vois même pas
Qu'c'est à cause de toi
Que je mène chaque jour ce drôle de combat
Il y a trop de gens qui t'aiment
Et tu ne vois même pas
Qu'c'est à cause de toi
que je mène chaque jour ce drôle de combat.
 Söz: Christian Vié Beste:Thierry Geoffroy.

ÖzgeCân'006

0 yorum: