Pazar, Mayıs 15, 2011 | By: ÖcG

Dile Kolay...

"Ayın 10unu hiç unutmayacağız. Sana adayacağım kendimi tam bir günn kocaman bir gün ve kimse anlamayacak bu günü senden ve benden başka." (SMS)
Bir on Mayıs ve bir de deli gibi yağmuru olan yarım 11 Mayıs...
Bir tek bu bilet kalmış, atmadığım... bir de yazılar... notlar... yazılar... anılar... notlar... yazılar...


Daha önce tatmadığım ve tanımadığım halde sanki zamanlardır aradığım bir duygu bu... TANIDIK...



Anlatılması, yaşaması kadar karmaşık, ifadesi güç...

TANIMSIZ ve İLGİNÇ...



Hani hemen her gün gittiğin bir caféde gözüne ilk defa çarpan etkileyici bir tablo gibi, ya da yıllardır görmediğin eski bir dosta yolda yürürken çarpıp özür diler gibi...

ÇOK AZ TANIDIK ama fazlasıyla ŞAŞIRTICI...



Tam “yaz geliyor” derken, sabah arabanın üstünde incecik bir kırç tabakası bulmak gibi.... BEKLENMEDİK ve biraz da GICIK...



Derecesi yüksek alkol gibi...

GENİZ YAKAN ama ETKİLEYİCİ...



Yaz yağmuru altında şemsiyesiz yürümek kadar...

EĞLENCELİ ama densiz şakalar gibi CAN SIKICI...



Kimsesiz bir kumsalda ay ışığını takip ederek yürümek kadar...

MUTLU  ve HUZURLU...

ama en önemli sınavın sonucunu beklemek kadar...

RAHATSIZ EDİCİ...



Bekleyişleri heyecan dolu, kırgınlıkları ya da mutlulukları anlık, alınganlık diz boyu...



Sınırlı bir zaman, ya fazlasıyla yavaş, sonrası ses kadar hızlı...

Ya çok neşeli, çok açık; ya da inadına sessizlik, bir çok ünlem, bir kamyon soru işareti...



ÖZET: Gökkuşağı kadar renkli, heyecan verici, etkileyici... Ama en az onun kadar düş, en az onun kadar ulaşılmaz...



-          Dostluk mu? / - Benziyor.

-          Sevgi mi?     /  - Belki de.

-          Aşk mı?       /  - O kadar ucuz değil..



SONUÇ: Yıllardır beklediğin, seni o hep hayalini kurduğun yere götürecek trenin gelişini görmek ama yanlış peronda beklediğin için onun ardından baka kalmak...



Ö.G. Mayıs’001




Bir şişe Ankara Gazozu’ na, bir saatlik Tunalı Hilmi turuna, bir kadeh Çubuk Şarabı’ na, bir kutu Çiftlik Dondurması’ na, bir gecelik Kale Faslı’ na.... Samsun sigarasına, ağaç dallarında tüttürülen ilk cigaraya, ilk düşlere, penecere kenarında yuvalayan martılara, kocaman kelimesinin KOMACAN yazılışına, Orhan Veli'nin satırlarına, ve belki de en çok o Göktaşı'na... selâm niyetine... bu bilet ilk defa canlı yayında :)))))

3 yorum:

Avram dedi ki...

Tam on yıldır saklanan bir bilet. Hikayenin sonu? Biletin macerasını merak ediyor insan.

ÖcG dedi ki...

Bu hikâyenin en kötü yanı : Zaman aşımı sanırım, belirgin bir sonu yok :)

Avram dedi ki...

Haddini bilmez. Cüretkâr.. Zaman yani. Ne olacağı belli olmaz, dursun o bilet. Benim kaybolan bir cüzdanım vardı, iki yıl sonra çıktı geldi.İçinde onunla birlikte kaybolan ne varsa yerli yerindeydi. Evin içinde falan da değil.Sokağın ortasında düşürmüştüm Ankara'da,Kızılay'da. İki yıl sonra, Bahçelievlerde çıktı piyasaya, bir mağazanın içinde. İzmir'e geldi. Sordum; Geçti gitti ne yapacaksın dedi. (Son cümle hariç, tüm yazılanlar Gerçektir.)