'Kararmış tahta masamızda bir şişe şarap' hikâyeleri, yanında roquefort peyniri olmadan gitmiyor artık. Duyguları ifade edebilecek tüm kelimeler eskitilmiş ya da anlamca çarpıtılmış olduğundan, yazılanlar boşluğa sıkılmış birer kurşun gibi, yalnızca gürültüden ibaret.
Anlayamadığım ve anlamlandıramadığım pek çok şey adına, öğrendiklerimden nefret ediyorum, önce, hepsini unutabilme derin isteğiyle... sonra 'bir avuç fındık' niyetine, iyi gelsin diye can sıkıcı her şeye, 'tabi yersem'... okuyorum, okumaya çalışıyorum kitapların satır, filmlerin kare, şarkıların mısra aralarını... Bütün yollar birbirine çıkıyor ve kördüğüm oluyor her şey; excalibur bile çaresiz kalıyor.'Eskiden yazardın' diyorlar, 'yazar değildim ama yazıyordum' diyorum; kötü espri, kızıyorlar.
Şimdilerde saçmalıyorum, kimse tepki vermiyor.
Özgür yazın'ı böyle bir şey olsa gerek, özgür kızın ;)
0 yorum:
Yorum Gönder