Gözyaşından bile ıslak bir iklim; iyot kokusuna meydan okuyabilecek bir başka nefes yok. Güneş, kime gözlerini dikse, yakıyor... Sivrisinekler Cumhuriyeti’nde miskin ve hastalıklı bir öğle vakti, sessizliği “Que chez dès qui que tu à dame”* ın Napolispanyolca şarkıları bozuyor. Sen nasılsın kim bilir? Hangi ılık duşun altında sözlerini uydurduğun şarkılar mırıldanıyorsun?
Seninle mutsuzluğumuzun haritasını çizmeye çalışıyorum günlerdir. Beşerî haritada başkent sensin, metropol benim. Fizikîde deprem kuşağı sarılmış belime, sen okyanusa kıyısı olan karlı bir zirvesin. Siyasî haritada ütopik bir yerim var, jeo-duygusal bir yanım.. ama hâlâ gelişmekte olan üçüncü sınıf ilişkilerde alt sıralarda adım. Oysa ne güzel olurdu seninle sınırlarsız yaşamak... Şimdi, gittiğim her yerde saklamaya çalıştığım sahte pasaportum seninle geçmişim. Yokluğun vize basmış, iltica etmişim yalnızlığa. Verdiğin o eski umut da olmasa, kendi penceremden dışarı bile bakmazdım oysa. Geceden gündüze çıkan yolu bulamazdım et bürümüş ruh patikalarında.
Sen yoktun diye varlığını inkâr edecek değilim.(Geri) Geleceksin, biliyorum; bu yüzden beklemiyorum!
Git!-me!-liydin..
Gittin, çünkü sabit kaldıkça köklerini acıtıyorsun sen!
Ederse, cellat intihar eder idam sehpasında.
‘Kurtar beni’ olur son sözü; ‘daha fazla ölemem’'
![]() |
| Holbein David Courbet* “Köşedeki kötü adam” olarak okunur. Kelimelerin yazılışı doğrudur ve her biri anlamlı birer Fransızca kelimedir. Ancak burada dizilişleri bir anlam ifade etmemektedir. |
ÖzgeCân

0 yorum:
Yorum Gönder