Pazartesi, Ocak 24, 2011 | By: ÖcG

An(la)mak Zamanı




Ülkemizin geleceği için bugün Uğur Mumcu’yu anma değil, anlama zamanı…
Uğur Mumcu’yu anlamak, onun mücadelesini sürdürmeyi gerektirir..

2. İSRAİL DEVLETİ PROJESİNE KARŞI TEK DİL, ULUS VE DEVLETİ SAVUNMAKTIR…
AKSOYLAR’IN,MUMCULAR’IN, KIŞLALILAR’IN KATİLİ olanların..
NATO’NUN.. 
FÜZE KALKANINA KARŞI ÜLKEMİZE, MİLLİ BİRLİĞİMİZE KALKAN OLMAKTIR…
BUNU YAPAMIYORSANIZ O BEMBEYAZ DOĞRULARI ÖLÜMÜNE YAŞAYAN YÜREKLİ KALEMİ AĞZINIZA ALIP,YAZILARINIZA KONU EDİP, HATIRASINI İNCİTMEYİN..

Güneş ERKUL
“İlk Kurşun”daki yazısından alıntıdır

*****************************************************************************

"Yıllar geçtikçe Uğur Mumcu’nun niçin katledildiği daha berraklaşıyor, daha netleşiyor. 2011 yılından 1993’e baktığımızda şunları görüyoruz: Uğur Mumcu, Türkiye’nin Ankara’dan yönetilmemesi için öldürüldü. Bugün, Türkiye’nin uluslararası alanda attığı pek çok adımdan, verdiği pek çok sözden en son Ankara’daki Türkiye Cumhuriyeti devleti kurumlarının haberi oluyor. Uğur Mumcu, yönü uygarlığa, çağdaşlığa değil Ortadoğu bataklığına dönük bir Türkiye’nin oluşması için öldürüldü. Bugün, bakmayın sahte AB söylemlerine; hükümet, Lübnan’daki hükümetin devrilmesine ülke sorunlarından daha çok üzülüyor. Uğur Mumcu, Türkiye’nin tüm temel değerlerinin, Cumhuriyet’in tüm kazanımlarının yıpratılması, tüketilmesi için öldürüldü. Bugün, gün geçmiyor ki Atatürk Türkiyesi’nin temel taşlarından biri ‘tarifini yeniden yapalım’ adı altında saldırıya uğramasın. Uğur Mumcu, toplumun yolsuzluklara alışması, olağan karşılaması, yolsuzluk haberlerinin ‘haber değeri taşımaması’ için öldürüldü. Bugün, yolsuzluk iddialarının üzerine gidilmiyor, yolsuzluk haberi yapanların üzerine gidiliyor. Özetle Uğur Mumcu Türkiye’nin dönüştürülmesi için öldürüldü. 1990’lı yıllardaki kıyımların, Prof. Aksoy, Doç. Üçok, Turan Dursun, Çetin Emeç, A. Taner Kışlalı cinayetlerinin arkasında bu gerçek yatmaktadır. 2000’lerde de saldırı aracı olarak hukuk seçilmiştir. Katledilmeseydi Uğur Mumcu da Ahmet Taner Kışlalı da aynı saldırıya uğrayacaktı. Bugün güç sahipleri amaçlarına ulaşmış olduklarını düşünebilirler. Ancak başaramayacaklar. Anadolu’yu tanımıyorlar. Bu topraklar esareti kusar. Bu topraklar kendinden olmayanı iyi bilir. Emperyalizm hedeflerini hiçbir zaman değiştirmez. Sadece zamana göre araçlarını değiştirir. Geçen yüzyılın başını iyi okursak bu yüzyılın başını da iyi anlarız. Uğur Mumcu’lar bunun ayırdına en iyi varmış, yüreği Anadolu’yla atan yurtsever aydınlardı. Onun için öldürüldüler. Bunu topluma daha çok anlattığımız gün Uğur Mumcu’nun köklerinden ormanlar fışkıracak. Bu yolda yürüyenlere selam olsun. Bu bilince erenlere Silivri Kalesi’nden yürek dolusu selam, sevgi, hasret. Silivri Kalesi sürgünleri burada geleceğe sürgün veriyor. Bu sürgünler size uzanan kollardır. Mutlaka bir gün buluşacağız. O gün, Uğur Mumcu’lar Ahmet Taner Kışlalı’lar yanıbaşımızda olacak. O gün, bir kere daha kahrolacak Mumcu’yu katleden irade ‘yanlış yaptık, öldürmekle ölmüyorlar’ diyecekler. O güne hazırlanın dostlar."

Mustafa BALBAY’ın parmaklıklar ardında yazdığı yazı…
KAYNAK: Hürriyet Gazetesi 23.01’011

*****************************************************************************

Aydınlarımızı gömüp peşinden "Yiğidim aslanım" türküleriyle nerede yattığını işaretlemeye bayılıyoruz.
Ama kavgayı onun bıraktığı yerden sürdürmeye, eksik dosyaları tamam etmeye, karanlığın üstüne yürümeye yokuz.

Uğur Mumcu Vakfı, o gittiğinden beri araştırmacı gazeteciler yetiştirmek için programlar uyguluyor.
Ancak asıl görev medyaya düşüyor.
Gazetelerin, dergilerin, televizyon haber servislerinin araştırmacı-gazeteciliğe para, kadro ve zaman ayırması, dünyaya gündelik haber akışını aşan bir perspektifle bakması gerek...

Yoksa ülkemiz ağır ağır karanlığa gömülürken, biz korkudan türküler söyleyip geçeceğiz, uçsuz bucaksız aydınlar mezarlığının köşesinden...

Can DÜNDAR'ın bir yazısından alıntı

*****************************************************************************


"Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile, karşısındakilere bağırmamış insanların önünde, öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.

Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...

Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepimizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi...

Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi..."

demiştin ya Uğur Abi, Sesleniş'de...
Unutmadık, unutmadık da...
Utanarak söylüyorum unutmadık da ne yaptık, unutmadık da ne oldu ?


0 yorum: